« Önceki |

8/22/2007

Ana Muharebe Tankları ve Yeni Nesil Komuta Kontrol Sistemleri

 

ANA MUHAREBE TANKLARI VE YENİ NESİL KOMUTA KONTROL SİSTEMLERİ

 

Ana Muharebe Tankları (AMT), geçmişte olduğu gibi günümüzde de kara savaşlarında en önemli savaş araçlarından birisi olarak yerini korumaktadır.
Yakın zamanda gerçekleşen operasyonlar, AMT’ın yakın gelecekte de önemini koruyacağını göstermiştir. AMT’nin muharebe sahasındaki performansı, ateş gücü, hareket kabiliyeti, beka, komuta kontrol özellikleri ile doğrudan ilgilidir. Bu kriterler, gelecekteki muharebe konseptlerine göre değişen ihtiyaçları karşılayacak ve geliştirilmeye açık olacak şekilde tasarlanmakta olan Gelecek Muharebe Sistemlerinde (GMS) temel tasarım parametreleri olarak yer almaktadır. Bu kapsamda, GMS inde, Komuta Kontrol Haberleşme Bilgisayar İstihbarat Gözetleme ve Keşif (C4ISR) sistemleri gelişen ihtiyaçlara cevap verecek şekilde yer almaktadır. Bu çalışmada AMT genel hatları ile anlatılmakta, gelecekteki muharebelere yönelik ihtiyaçlar ve gelecekteki komuta ve kontrol sistemlerine yönelik gelişmeler ele alınmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Ana Muharebe Tankı,Gelecek Muharebe Sistemleri, Komuta Kontrol Haberleşme Bilgisayar İstihbarat Gözetleme ve Keşif, Ağ Merkezli Muharebe, Platform Merkezli Muharebe

1. ANA MUHAREBE TANKLARI

Zırhlı savaş araçları fikrine tarihin ilk çağlarında da rastlanmaktadır. Milattan 200 yıl önce, atların çektiği bir savaş aracının varlığı bilinmektedir.Bu uygulama tankların önemli özelliklerinden ikisini göstermektedir; Hareket Kabiliyeti ve Ateş Gücü. Genel olarak, zırhlı koruma fikrine ise milattan önce IX. yüzyılda rastlanmaktadır. Tekerlekli savaş araçlarını zırhla koruma fikrine, Avrupa’da ilk defa Fransa’da rastlarken, 1484 yılında Leonardo De Vinci tarafından, at veya insan tarafından hareket ettirilen bir zırhlı araba olarak, tasarımının öngörüldüğü bilinmektedir. 19. yüzyılın son yarısında buharlı bir traktörde palet uygulaması İngiltere’de denenmiştir. İlk zırhlı araç 1890’lı yıllarda, Güney Afrika savaşlarında kullanılmak için lokomotif şeklinde imal edilmiştir. Silahla donatılmış ilk araç ise dört tekerlekli bir motosiklettir.
Ana Muharebe Tankının (AMTnın) bugünkü şekli ile muharebe alanlarına girişi 20nci yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. Etraf zırhlı bir kuleye benzeyen bu araç, daha çok sabit bir silah sistemini andırmaktaydı . Bu konuda yapılan çalışmalara Fransa ve Almanya gibi bir çok ülkede ilk başlarda ilgi gösterilmemekle birlikte, 1nci Dünya savaşının başlaması ile durum değişmiştir. Düşman cephesini yaracak bir silah talebi AMTnın, gerçek manada, ilk doğuşuna neden olmuştur. Bu nedenle değişik arazilerde hareket edebilen zırhlı topların imaline başlanmıştır. Böylece AMTnın önemli parametrelerinden birisi olan ateş gücü özelliği ortaya çıkmıştır.
Ateş gücü, hareket kabiliyeti, beka, komuta kontrol ve haberleşme, araç elektroniği günümüz tanklarını meydana getiren en önemli tasarım özelliklerdir.
AMTnın bekası her şeyden önce üzerindeki zırh ve gizlenme yeteneği ile ilgilidir. Gizlenmenin en temel unsuru fiziksel olarak görünürlüğün azaltılmasıdır. Bu da siluetin küçük olması demektir. AMTda bulunan bütün sistemler olabildiği ölçüde zırh içerisinde tutulmaktadır. Bunlara ilaveten, NBC sistemi, lazer/radar uyarı sistemi, kamuflaj, infilak bastırma ve yangın söndürme sistemi, sis havanlar,termal izin önlenmesi vb alınan tedbir ve karşı tedbirler de, beka için büyük önem taşımaktadır.

AMTnın, muharebe alanında hızlı ve yüksek manevra yeteneğine sahip olmasını ve engelleri aşabilmesi, hareket kabiliyeti özelliği de başka bir önemli parametredir. Bu nedenle güç grubundan paletlere, sürücü donanımından, süspansiyona kadar olan bütün sistemler hareket kabiliyetinin arttırılması amacıyla sürekli bir gelişim içerisindedir. Tanklarda gece ve gündüz, yaz ve kış her türlü zor şartlar altında, muharebe alanında da düz yolda gidercesine hız yapabilmesi, önünde bulunan hendek ve engelleri aşabilmesi, kısa süre içerisinde hızlanabilmesi ve durabilmesi, bu hareketler sırasında dengesinin bozulmaması, yan ve dik meyil tırmanma, inme, derin sulardan geçiş gibi özelliklere sahip hareket kabiliyetinin azami olduğu sistemler öne çıkmaktadır.

AMT hareketli birer silah olduğundan, ateş gücü, silah sistemleri en önemli özellikleridir.Günümüz Tanklarında 120 mm (Rusya, Çin gibi ülkeler ile bunlarla işbirliği içinde tank üreten ülkelerin ana silahlar 125 mm, T95 tankında ise 135mm) çapında yivli-setli veya yivsiz-setsiz namlular bulunmakta ve bunların uzunlukları genellikle 44-55 kalibre arasında değişmektedir.Tankın ana silah olan topu, vuruculuğunun ve tankın etkisinin bir göstergesidir.Dolayısıyla ana silahın bağlı olduğu nişan alma, atış, hedefi izleme, isabet kaydedememe durumunda tekrar ateş etme, arka arkaya ateş edebilme, balistik hesaplama, yükseliş ve yatayda hedefe yönelme sistemleri, bir hedefe atış halinde iken başka bir hedefe kilitlenme gibi ateş gücü fonksiyonunu yükselten alt sistemler büyük önem taşımaktadır.Ana silaha ilaveten, onunla birlikte hareket eden bir makineli tüfek ile orduların konseptlerine göre komutan ve/veya doldurucu bölmelerinden kumandalı uçaksavar ve hafif makineli tüfekler de, yardımcı silah olarak bulunmaktadır.

Günümüz tanklarında klasik olarak bilinen tank içi ve tank dışı haberleşmenin yanında, tankın bulunduğu konum bilgilerinin belirlenebildiği ve atış bilgilerinin tutulduğu bilgi sistemleri ile diğer silah sistemleri ve/veya karargah ile sürekli erişim halinde bulunabilen veri alma/yollama sistemleri mevcuttur. Bu tankın muharebe alanında atış gücünün ve etkinliğinin arttırılması ile muharebe taktiklerinin daha iyi uygulanması sağlanır.Komuta kontrol bilgi sistemi üzerinden araç içi ve araçlar arası bilgi aktarım kolaylıkla yapılmaktadır. Bu amaçla kullanmak üzere doldurucu hariç diğer mürettebatın önünde ekranlar mevcuttur. Sistem atış kontrol sistemi, dost-düşman-tarafsız tanıma ünitesi ve haberleşme sistemi ile sürekli veri ve mesaj/bilgi alışverişi gerçekleştirilirken, bu bilgileri nişancı ve tank komutanı şoförün ekranına ile (tankın hareketi ile ilgili olanlar ) anında aktarabilmektedir.
Araç elektroniği; ateş gücü, elektro optik sistemler, komuta kontrol, bilgi istemi, araç kontrolü, elektromanyetik karşı tedbir sistemleri ve bunların bilgi yolları, ağ sistemi ile ara yüzlerinden oluşan sistemler grubu olarak tankların temel donanımlarından birini oluşturmaktadır.

2. GELECEĞİN MUHAREBE SİSTEMLERİ (GMS)
Burada ilk olarak gelecekte AMT’larının yeri ne olacaktır? Sorusu akla gelmektedir. Bu sorunun cevabı ülkelerin bulunduğu bölgelere, tehditlere, her ordunun geleceğe yönelik muharebe konseptine, ülkelerin mevcut ve gelecekte kazanmayı arzuladıkları teknolojik kabiliyetlere göre değişebilmektedir.Fakat, kara araçlarına yönelik uzun vadeli görünüş, geleceğin muharebelerindeki ihtiyaçları cevaplayabilecek, elektronik ağırlıklı, farklı hava,kara ve deniz platformları ile entegre olabilen sistemlerin, üretilebilme imkanları dahilinde orduların envanterlerinde yerlerini alacağıdır.

Günümüzde teknolojik kazanım ve altyapılar da göz önüne alınarak incelendiğinde, en önde gelen AMT üreticisi olan Almanya, Fransa ve İngiltere’nin önümüzdeki 20-25 yıl içinde mevcut tanklarını geliştirerek ellerinde tutacakları beklenmektedir. Challenger II tankları,1999 yılında İngiliz ordusunda envantere girmiştir, Fransa Leclerc tanklarının üretilmesine 2000 yılların başında da devam etmiştir, Alman ordusu Leopard II serisi tanklarını modernize ederek önümüzdeki 20 yıl daha envanterinde tutmayı planlamaktadır. İspanya ve İsveç orduları envanterlerine aldıkları Leopard II tanklarını 2040 yılına kadar kullanmayı planlamaktadırlar. En önemli AMT üreticilerinden olan ABD’de, Abrams tanklarının üretimleri durmuş olmasına rağmen, ABD ordusu AMT larının modernize edilmiş türlerini önümüzdeki 25 yıl içinde daha da geliştirerek 2032 yılına kadar envanterinde tutmayı planlamaktadır.Benzer şekilde İngiliz ordusu envanterinde bulunan AMT larının, FRES (Future Rapid Effect System) programının ilerlemesi kapsamında, zaman içerisinde kademeli olarak azaltılması planlanmaktadır

Ülkemiz, Kara Kuvvetleri envanterinde bulunan M60 A1 tankları ile Leopard 1A1/A1A4 tanklarının modernizasyonlarının yanında, 2006 yılı ile birlikte Leopard 2A4 tanklarını da envanterine katmaktadır.Mevcut tankların modernize edilerek, bir müddet daha envanterde tutulması, yeni nesil tankların envantere girmesine kadar doğabilecek zafiyetin kapatılmasında faydalı olarak değerlendirilmektedir. Milli İmkanlarla Tank Üretimi Programı çalışmaları da halen devam etmektedir.

İçinde bulunduğumuz 2000’li ilk on yıl, gelecekteki muharebe araçlarına geçiş için önemli bir dönem olarak gösterilebilir. Özellikle ağır muharebe araçlarına bakıldığında, en son nesil AMT larının 1999 yılında envantere girmeye başladığı ve bir çok ülke içinde yeni nesil AMT lar girişiminin ivme kaybettiği görülmektedir. Geleceğe yönelik, son nesil AMT lerin yerini alacak, muharebe sistemleri üzerinde çalışmalar devam etmesine rağmen, bunlar AMT olarak adlandırılmamaktadır. Bu çalışmalar sürerken, Rusya, yakın geçmişte, 135 mm yivsiz setsiz namluya sahip otomatik dolduruculu insansız küçük kulesi ve alçak silüeti ile T95 adıyla yeni nesil bir AMT tasarımını tanıtmıştır. Fransa ise, geliştirilmiş zırh paketi, ateş gücü ve sayısal ağ şebekesi ile entegre edilebilen atış kontrol sistemleriyle yenilediği Leclerc tankını dördüncü nesil tank olarak tanıtmaktadır. İsrail, benzer şekilde, Merkava IV tankını dördüncü nesil Merkava olarak tanımlamaktadır.

AMT’larının önümüzdeki 25-30 yıl daha görevlerine devam edeceği, fakat bu arada Platform Merkezli Muharebe (PMM) sisteminden, Ağ Merkezli Muharebe (AMM) sistemine geçişte, bu konsepte uygun GMSnin orduların envanterine gireceği, bu sistemlerin de insansız kara araçlarına geçiş döneminde önemli bir yer alacağını söylemek yanlış olmayacaktır.1940’lı yıllardan sonra kara muharebelerinin en önemli platformlarından birisi olan AMT larının, geliştirilen anti-tank mühimmatları ve taaruz helikopterleri ile tartışılmaya başlanan konumları, yeni nesil muharebe sistemlerinin envantere girmesi ile birlikte tarihe karışacakları yönünde görüşleri artırmaktadır.gelecek on-on beş yıllık dönem içerisinde hizmete girmesi planlanan ilk GMS üzerinde çalışılıyor olması, insansız savaş araçlarına yönelik çalışmalar gibi gelişmeler nedeniyle,mevcutlar hariç, yeni dördüncü nesil tankların tasarımını ikinci planda bırakmaktadır.

PMM sisteminde, algılama, silah ve süreç fonksiyonları her platform için kendi içinde birbiri ile bağlı olarak işlerken; AMM sisteminde muharebede yer alan bütün platformların ele alındığı, algılama, silah ve süreç fonksiyonlarının farklı platformlarla ilişkili olduğu, bilgi edinme, desteği ve sürekliliğinin temel olduğu, bilginin toplanma, işlenme ve akışının kesintisiz olarak ve güvenle yapıldığı muharebe bazında bir etkinlik söz konusudur. AMM, gerçek zamanlı ağ yapısı vasıtasıyla muharebe yapan birliklere üç temel yetenek sağlamaktadır; Ağ yapısında yer alan bütün unsurların oluşturulan güvenlik protokolü kapsamında ihtiyaç olan bilgiye ağdan erişebilmesi; Komutanlara verecekleri kararlarda daha fazla bilgi desteğinin sağlanması; Mevcut olanakların daha verimli kullanılarak kuvvet etkinliğinin artırılması.

Günümüz muharebe sistemleri özellikle 2010 yılından sonra yerini GMS ne bırakmaya başlayacaktır.GMS,bir platform olarak değil,personel taşıyıcılar, insansız muharebe platformları, algılayıcılar ve silah sistemlerinden oluşan fonksiyonel bir ağ içinde yer alan, “sistemler içinde bir sistem” olarak tanımlanmaktadır. GMS nin ağırlığı görev bölgesine naklini ve arazide konuşlandırılmasını kolaylaştıracak şekilde 20 tondan daha az olacaktır. Yeni bilgi sistemleri ile teknolojik donanımların ağır zırhın yerini alması beklenmektedir.
Bu tip sistemler lojistik bakımdan da avantajlar sağlamaktadır.

Yüksek vuruculuk gücü, halen deneme aşamasında olan elektro termal kimyasal silahlar ile sağlanabilecektir.Kimyasal ve Kinetik enerjili mühimmatlara karşı,kompozit, akıllı ve elektromanyetik zırhın yanında aktif koruma sistemleri yer alacaktır.Platform bekası açısından en önemli sistem ise komuta, kontrol, haberleşme, bilgisayar, bilgi, gözetleme ve keşif (C4ISR-command, control,communication, computer, intelligence, surveillance, reconnaissance) sistemi olacaktır. Bu sistem, bir ağ yapısının çok üstünde,AMM ihtiyaçlarını karşılayacak, muharebe sırasında, komuta karargahından, ere kadar muharebenin her biriminin ihtiyaç duyacağı bilgiyi, iletişimi sağlayacak gelişmiş bir sistem olacaktır.Dolayısı ile GMS bu dinamik bilgi akışı ortamında verilecek görevleri hızla yerine getirecek hareket kabiliyetine de sahip olmalıdırlar. Yeni teknolojiler, gelecekte ihtiyaç olan bu gereksinimleri karşılayacak ve hatta envanterden çıkana kadar AMT bile bu teknolojiler kullanılarak iyileştirilebilecektir

Free Web Counter
Free Counter