6/12/2007
Ve Şimdi...

Yüzlerce odası bulunan kadim bir yalnızlık şatosu; ruhun…Hangi kapına el uzatsam hasretle karşılıyorsun beni, yalnızlığını hapsettiğin odalarda zamanın gerisinde kanayan esrarı keşfe çıkan gözlerle bakıyorum sana…Yorgun gecelerde teslim ederken kendimi uykuya o çok derinlerden duyduğum çığlık benzeri sesler yankılanıyor senin duvarlarında, bu duvarlar mı acılarının tek tanığını, bu duvarlar mı seni sana hapseden…
Kaç kez yakınlarından geçmişimdir kim bilir topraklarının, nasıl olurda başımı çevirip göremem seni, nasıl olurda hissedemem yakınımda olduğunu.Oysa, benim adımlarımla yürüdüğün o topraklarda çok kereler sessiz tefekküre dalmış seni düşlemiştim. Belki zaman, belki kader kim bilir.
Ve şimdi zamanıdır o kadim şatoyu karanlığa boğan siyah perdeleri açmanın, sığınıp diz çöküp yaslandığın soğuk duvarları ısıtma zamandır artık.
Kararmış camların ardından baktığın solgun yıldızlara benim gözlerimle bakma zamanıdır, o yıldızlar ki seni bana getirmesi için serpiştirilmiştir semaya.
Kurtuluş Karadeniz
12.06.2007
Konu: yazmak bir tutku
kadim yalnızlık. uzn zaman özce benide karşılayan sevinçle ve hiç bırakmayacak gibi sımsıkı saran kadim yalnızlık. umutları,mutlulukları hiç geri vermeyecek gibi elimden alan, şimdilerde sadece yürek sızıları bırakan yalnızlık.
öncelikle bloğuma yapmış oldunuz yorumlar için tekrar tekrar teşekkür ederim. fikirlerinize katılmamak imkansız. bende sadece hayal kurabildiğim ölçüde yazabiliyorum. fakat anladımki sizin hayalleriniz sizi terk etmemişler. umarım en kısa sürede gerçekleşirler. benim hayallerimse, beklemekten yorulunca ben terk ettim onları. şimdi duvarlarım var. kimseler giremesin diye kapısı olmayan bir kale yaptım taşlardan. dışardan bakınca soğuk, buz gibi. çok işe yarıyor. eskisi gibi kimse üzemiyor beni, kıramıyor. paramparça edemiyor güçsüz yüreğimi. acılar insanı öldürmüyorsa, güçlendirir, olgunlaştırırmış.bende büyüyorum. biraz korkuyorum yazmaktan. kalbimin kendine bile söylemekten çekindiği umutları, hayalleri yazarken üzülürüm diye. bilemiyorum belkide daha güvenle devam ederim yoluma. yine de korkuyorum. başkalarının sevinçleriyle mutlu olmayı, kederleriyle hüzünlenmeyi seçtim kendime. iyimi yaptım bilemiyorum fakat böylede mutluyum...
siz inanın duygularınız yazarak en doğrunu yapıyorsunuz. korkmadan, cesurca hayata bende varım, buradayım, yalnızlığa yenilmedim, esir olmadım diyorsunuz. hep böyle kalın..
size yazmam konusunda beni yüreklendirmeye çalışmanız için çok teşekkür ederim. inanın buna çok ihtiyacım varmış. şimdi anladım.. umutla yazmaya çalışacağım söz veriyorum. yazdığım şiirler (2 tane) yıllar öncesinde çocukluk yıllarım diye adlandırdığım üniversite yıllarımda yazmış olduklarımdı. şimdilerde denemeye çalışıyorum. umarım bir şeyler çıkar okunmaya değer. yazmak bir tutkudur. insan bir kez kapılırsa büyüsüne kolay kolay vazgeçemiyor. kelimeler sürekli iğneliyor düşünceleri ve kendileri hükmediyor sanki düşüncelere yazarken. bundan dolayımı yoksa sizden aldığım destektenmidir bilemiyorum. not defterimi hiç eksik etmiyorum artık yanımdan, kelimeler gelirse yakınıma kaçamadan onlar bir bir yazayım diye.
denize atılan şişelerden bende attığımı hatırlıyorum sanki ama benim şişemi galiba balinalar yuttu. yada pek kıyıya vurmak gibi bir isteği yok. şişeden hala bir haber yok. affınıza sığınarak biraz gülümseyin diye yazdım. umarım kızmazsınız...
sizin şişenizi fark edecek birileri mutlaka. umarım düşlediğiniz, beklediğiniz biri olur. saygılarımla..
not: yorumları yayınlarken ismimi yayınlamamak konusunda göstermiş olduğunuz dikkatli ve düşünceli tutumunuzdan dolayı teşekkür ederim. bloğumdaki yorumlarınız için aynı dikkati gösterebilme çabasındayım fakat başarılı olamıyorum. bunu için öncelikle özür dilerim, lütfen bu konuda yardımcı olabilirmisiniz. bunu nasıl başarabilirim bilemiyorum.
Bağlantı »